27 Eylül 2009

Yıkılmayan kale

Bir zamanlar iki sevgili varmış. Oğlan yeşil gözlü, sürekli gülümseyen ve sadık biri, kız kara kaşlı kara gözlü, pek bilgili ve kültürlü biriymiş. Bunlar hep farklı düşünür, ortak karar alırlar, kavgaları eksik olmaz ve birbirlerini kırmazlarmış. Sanki biri adem biri Havva imişçesine yaşarlarmış. Gün gelmiş geçmiş gökler kızıl yerler kara, güneş görünmez olmuş Oğlan kızı korumak için kocaman duvarları, upuzun surları ve kallavi topları olan bir kaleye koymuş. Aslında bu kaleyi çocuğun annesi ve babası çocuk doğmadan yaptırmış. Çocuğun isminden de kalenin adı umut kalesi olmuş. Sarp bir kayalıkta, içine çok az kişinin girebildiği bir kaleymiş. Ama çoğu kişi bir şeyler çalıp gitmiş. Bu yüzden kale uzun süre kilitli kalmış. Kız bu kaledeyken her yeri ağaçlar ve bitkiler ile süslemiş. Çocuk ise demir atı ve çevikliği ile korumuş kimse girmesin diye. Bu savaşlar yıllardan bir yıl mayıs ayında bitmiş. Kız ve oğlan karşılıklı ziyafet vermiş. Kızın meyveleri ve yemekleri acı, tatlı, ekşi, tuzlu ve keskini çok iyi bestelenmiş bir senfoni gibi hissettiriyormuş. Sofra toplanmış ve tatlılar gelmiş. Kız gibi ekşi, yenmeye doyulmayacak kadar lezzetli ve saçları gibi kadifemsi bir kabuğa sahip bir meyveymiş. Yıllar geçmiş ve kız bir gece sevgilisiyleyken yere yığılmış. Ne doktorlar ne tedaviler denenmiş ama sonuç yokmuş. Kız ölmek üzere biri gibi "Sevgilim bana ömrümü bu kadar tatlı yaptığın için teşekkür ederim" demiş ve bir tebessümle gözlerini yummuş. Oğlan 5 gün boyunca bu eğilmiş halinden bir milim kıpırdamadan durmuş ve 5. gün o da gözlerini yummuş. Bunların ise bir çocuğu varmış. Umut kalesindeki ağaçların yanında yaşarmış. Bu acı ile yıkılmış ama yinede bu ağaçları diğer yerlerde de yaşatmak için deneylerine devam etmiş ve fark etmiş ki bu ağaçlar sadece kalenin surları içinde yaşayabiliyormuş hatta biri bile ölse kalenin surları yıkılıyormuş. Ve bu ağaçlar tohumlarını saldıktan sonra ölüyor ve yeni fidanlar oluşturuyormuş. Bu yüzden bu ağaca çağla demiş. O günden beri kale çağlaların evi, çağlalar ise surların destekçisi olmuş.