11 Ekim 2009

Gazel-i yamsi

Acı çekmeye gerekir aşk,
Beni inletiyor olmadan aşk.

Bal dilli yarim gitti dün,
Geride kaldık ben ve aşk.

Zorluklardan çıktım ruhumla,
Ruhum beslenemedi olmadığından aşk.

Ettim boşa ziyan canımı,
Canımı alan olsaydı aşk.

Çok konuştu cediddi ona,
O sandı bunlar şairane aşk.

Kafiye-i beliğ

Onu zebun eden ahu gözlü yâr,
Yeniden hayat buldu, etti beni leş-i hâr.

Aklımı aldı gitti bir izini bırakmadan,
Günden tezi kalmadı, Nefes neme yarar?

Ün-i Azraili duydum üzn-i fanîmle,
Artık ne kadar çırpınsam nâyarar.

Huzur-i kutsal gitti ellerimden akarak,
kaçan nefeslerim dönemeyecek kadar korkaklar.

Hârlar ve korkaklar hem yarar hem nâyarar,
Cediddi tabiki de bundan etti  kâr.

Salt dörtlük

Kaynak-ı aşkı gördüm,
Ne içtim, ne sömürdüm,
Kalbimle arama dağlar girdi,
İlacını bulamadım, öldüm de öldüm.

Hızır ü ilyas buldular ama,
Âb-ı hayat-ı kayıp nerede?
Savaşlar onun uğrunadır,
Bakiliği yitirdim, öldüm de öldüm.

Sesi çıkmaz, göremez olduk,
Koyun sürümüzü güdüp durduk,
Hangimiz ki başını kaldıracak,
Uçurumdan attılar, öldüm de öldüm.

Dörtlükler

Kalmamış güzelliğinden bir damla,
Bir sözün eder beni bin parça,
Gül kurusa da sever cediddi,
Rengi altın sarısı oldukça.

--------------------------
Sözlerin frenk, kalbin şark olmuş.
Aklın sanki uçurumdan uçmuş,
İkisinin arasındaki son bağ da,
Cediddi'nin sözleriyle kopmuş.

-------------------------
Sesini duydum dün gece,
Kalbimin açık kalmış camından.
Fısıltını yakaladım anında,
Ellerimden uçup kaçmadan