Kalemim kayıyorken sayfalarda,
Düşünüyorum sanma sakın.
Hatanı anladığını san da,
Hatamı anladığımı sanma sakın.
Geri dönmem artık bitti,
Ne mürekkebim kaldı,
Ne meteliğim kaldı,
Meteliksiz ve yeteneksizim.
Gereksiz görüyorum nefesi,
Bektaşi değilim yani,
Koşma terletiyorsun beni,
Artık aşık değilim yani.
Bir zamanlar suda yüzen,
Şekillere giren boyalar,
Teknemden taşmış kaçıyor,
Geride ekşi bir tat ile.
Bir aşk biter biri başlar,
Tüm yalanlar bundan çıkar,
Elimi sallasam %50'si,
Ne var, ne yok elimde.
Yaz ateşini söndürecek mürekkep,
O mürekkep ki kan kırmızı,
Erik yeşili bir rengi var.
Zıtlar ama tamamlayıcılar.
Ne hece, ne kafiye kaldı,
Senden bana mutluluk kaldı,
Alacağın şeyleri aldın,
Aşktan geriye pişmanlık kaldı.
Bir kardeşim var,
Adı pek soğuk aslında.
Meğer görmüş geçirmiş,
Gereken tüm noktalara.
Düz yazı şiir farketmez,
Okumak isteyen anlar zaten.
Sarışın kumral farketmez,
Sevecek adam sever zaten.
Ben kimseye dikensiz gül,
Şeytansız cehennem vaad etmedim.
Dilerim mutlu olursun adende,
Ademin düştüğü bahçede.
Mürekkebim bitti benim,
Bu yazılar son sözlerim.
Ne bir Namık Kemal,
Ne de bir Fuzuliyim.
Ben gariban bir yeniyim,
Şarkı frenkleştiren,
Frenki şarklaştıran,
Ben bir garip cediddiyim.
Duam sana olsun yüce,
Şükrüm sana, imanım sana.
Koru beni, kolla ki kurtulayım,
Şu dünya adlı mezardan.
Blog Arşivi
-
▼
2009
(25)
- ► 22 Kasım - 29 Kasım (1)
- ► 11 Ekim - 18 Ekim (4)
- ► 4 Ekim - 11 Ekim (1)
- ► 27 Eylül - 4 Ekim (1)
- ► 20 Eylül - 27 Eylül (6)
- ► 10 Mayıs - 17 Mayıs (4)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder