28 Kasım 2009

Yıldız aşkı

Nefesin tenimde, gözlerin yüzümde,
Tutkularımız konu olsun destanlara,
Zaten aşktan olmuşuz pervane,
Sevgimiz sonsuz olsun yıldızlarda.

Sen ve sevgin sanki bir şiir,
İçim içim dinlediğim bir melek,
Çağırıyor yanına, "Sev beni" babında,
Sanki, sanki sonsuz nefesim var.

Yuvarlanıp bulduk birbirimizi,
Bir işandır kesildi gitti,
Cediddi yazdı yine şiiri,
Sevgimiz sonsuz olsun yıldızlarda.

11 Ekim 2009

Gazel-i yamsi

Acı çekmeye gerekir aşk,
Beni inletiyor olmadan aşk.

Bal dilli yarim gitti dün,
Geride kaldık ben ve aşk.

Zorluklardan çıktım ruhumla,
Ruhum beslenemedi olmadığından aşk.

Ettim boşa ziyan canımı,
Canımı alan olsaydı aşk.

Çok konuştu cediddi ona,
O sandı bunlar şairane aşk.

Kafiye-i beliğ

Onu zebun eden ahu gözlü yâr,
Yeniden hayat buldu, etti beni leş-i hâr.

Aklımı aldı gitti bir izini bırakmadan,
Günden tezi kalmadı, Nefes neme yarar?

Ün-i Azraili duydum üzn-i fanîmle,
Artık ne kadar çırpınsam nâyarar.

Huzur-i kutsal gitti ellerimden akarak,
kaçan nefeslerim dönemeyecek kadar korkaklar.

Hârlar ve korkaklar hem yarar hem nâyarar,
Cediddi tabiki de bundan etti  kâr.

Salt dörtlük

Kaynak-ı aşkı gördüm,
Ne içtim, ne sömürdüm,
Kalbimle arama dağlar girdi,
İlacını bulamadım, öldüm de öldüm.

Hızır ü ilyas buldular ama,
Âb-ı hayat-ı kayıp nerede?
Savaşlar onun uğrunadır,
Bakiliği yitirdim, öldüm de öldüm.

Sesi çıkmaz, göremez olduk,
Koyun sürümüzü güdüp durduk,
Hangimiz ki başını kaldıracak,
Uçurumdan attılar, öldüm de öldüm.

Dörtlükler

Kalmamış güzelliğinden bir damla,
Bir sözün eder beni bin parça,
Gül kurusa da sever cediddi,
Rengi altın sarısı oldukça.

--------------------------
Sözlerin frenk, kalbin şark olmuş.
Aklın sanki uçurumdan uçmuş,
İkisinin arasındaki son bağ da,
Cediddi'nin sözleriyle kopmuş.

-------------------------
Sesini duydum dün gece,
Kalbimin açık kalmış camından.
Fısıltını yakaladım anında,
Ellerimden uçup kaçmadan

06 Ekim 2009

İçimden geçenler

Bu gün mü o gün?
İnsanı kıpır kıpır,
Rüzgarı fırtına yapan.
İşte bu gün o mu?

Seni özlüyoruz,
En çokta ben.
Neredesin bilmiyoruz,
İstesekte kalbim ve ben.

Halihazırda bir aşk,
Artık kalıcı olsa.
Lütfen gitme, lütfen,
Arkandan yetişemem.

Sevgini istiyorum,
Ve hep benim olmanı.
Yüzünü okşayabilmek,
Rüyalardan kalkabilmek.

Vizesiz girdin zaten,
Eh artık sınırdışı edemem.
Daha yeni çalışıyor zaten,
Erkeğinin küçük kalbi.

Sensiz olmuyor hayat,
Ve rüyalarım bitmiyor.
Camdan kalbini istiyorum,
Kırmayacağıma söz vererek.

Aşkım de bana,
Şu an tek dileğim bu.
Kimseye hissetmemiştim,
Mazlumluğu bu denli.

Dilim düğümleniyor,
Yüreğim atmayacak gibi,
Cihanları verseler bana,
Kabul etmem sen içinde yoksan.

Sesini sevdim senin,
Ne kadar güzeldi.
Seni uzaktan sevdim,
Zevkli ama zordur.

Ancak sen kurtarırsın,
Şair ruhlu bu deliyi.
Kimse yardım edemez,
Izdırap çeken bu ruha.

Kimmiş seni seven ve
Aşkını benden iyi bilen.
Biraz yüreği olur sevenin,
Lüzumlu yerde kullanmaya.

Eşekliğine bile razıyım,
Tüm dileğim sensin zaten.
Mecnundan daha deli oldum,
Zülfüyârim benim.

Çiçekler bile seni görünce küsmüş,
"Ğ" kıskançlıktan "K" olmuş,
Lale şehri ağlamış arkandan,
Müzik gibi sesin kesilince.

27 Eylül 2009

Yıkılmayan kale

Bir zamanlar iki sevgili varmış. Oğlan yeşil gözlü, sürekli gülümseyen ve sadık biri, kız kara kaşlı kara gözlü, pek bilgili ve kültürlü biriymiş. Bunlar hep farklı düşünür, ortak karar alırlar, kavgaları eksik olmaz ve birbirlerini kırmazlarmış. Sanki biri adem biri Havva imişçesine yaşarlarmış. Gün gelmiş geçmiş gökler kızıl yerler kara, güneş görünmez olmuş Oğlan kızı korumak için kocaman duvarları, upuzun surları ve kallavi topları olan bir kaleye koymuş. Aslında bu kaleyi çocuğun annesi ve babası çocuk doğmadan yaptırmış. Çocuğun isminden de kalenin adı umut kalesi olmuş. Sarp bir kayalıkta, içine çok az kişinin girebildiği bir kaleymiş. Ama çoğu kişi bir şeyler çalıp gitmiş. Bu yüzden kale uzun süre kilitli kalmış. Kız bu kaledeyken her yeri ağaçlar ve bitkiler ile süslemiş. Çocuk ise demir atı ve çevikliği ile korumuş kimse girmesin diye. Bu savaşlar yıllardan bir yıl mayıs ayında bitmiş. Kız ve oğlan karşılıklı ziyafet vermiş. Kızın meyveleri ve yemekleri acı, tatlı, ekşi, tuzlu ve keskini çok iyi bestelenmiş bir senfoni gibi hissettiriyormuş. Sofra toplanmış ve tatlılar gelmiş. Kız gibi ekşi, yenmeye doyulmayacak kadar lezzetli ve saçları gibi kadifemsi bir kabuğa sahip bir meyveymiş. Yıllar geçmiş ve kız bir gece sevgilisiyleyken yere yığılmış. Ne doktorlar ne tedaviler denenmiş ama sonuç yokmuş. Kız ölmek üzere biri gibi "Sevgilim bana ömrümü bu kadar tatlı yaptığın için teşekkür ederim" demiş ve bir tebessümle gözlerini yummuş. Oğlan 5 gün boyunca bu eğilmiş halinden bir milim kıpırdamadan durmuş ve 5. gün o da gözlerini yummuş. Bunların ise bir çocuğu varmış. Umut kalesindeki ağaçların yanında yaşarmış. Bu acı ile yıkılmış ama yinede bu ağaçları diğer yerlerde de yaşatmak için deneylerine devam etmiş ve fark etmiş ki bu ağaçlar sadece kalenin surları içinde yaşayabiliyormuş hatta biri bile ölse kalenin surları yıkılıyormuş. Ve bu ağaçlar tohumlarını saldıktan sonra ölüyor ve yeni fidanlar oluşturuyormuş. Bu yüzden bu ağaca çağla demiş. O günden beri kale çağlaların evi, çağlalar ise surların destekçisi olmuş.

25 Eylül 2009

Mani olun bana

Ustalara saygı,
Aşklara ömür.
Cediddi yazdı,
Hatalara özür.

Jiletli Gül

Damla damla akıyor,
Gözlerinin deldiği suret.
Paramparça boynum,
Nefes almak zor.
Elim delik deşik,
Dikenler derinde.
Düşünmediğim yerde,
Sızı var sanki.
Kuralları bozuk,
Lanet bir oyun.
Hayatımızı renkli,
Bizi renksiz yapan.

Rüya

Kaybedenler kulübüne merhaba.
Duvardaki aynaya sakın bakma.
Kimsecikler olmasa da oranda,
Aç kapılarını sonuna kadar bana.

Aşk sorunsalı

Aşk;

Bir zehirli lâle,
Keskin uçlu ok,
Acı çektiren testere,
Öldüren el,
Okşayan kalp,
Azrailden kaçış,
Kendine varış,
Seven iblis,
Korkan melek,
Yaradana sayğı,
Günahlara kapı,
Affedene sığnak,
Canımızı alan orak...

Bir Aşk Şiirim...

Bazen yalnız ölmek gerek.
İnsanlardan ayrılıp,
Ritüellerden kaçabilmek.

Aynısını yapabilmek gerek.
Şair gibi baltayı alıp,
Kalbini kesebilmek.

Şarkını çalabilmek gerek.
İstekle tutup,
İnceden basabilmek.
Rüzgarı duyabilmek gerek.
İliklerine kadar üşüyüp,
Meleklere sığınabilmek.

Akrostij?

Çiğler donmuş,
Ateşler yakmadan.
"Ğ" bile sertleşmiş,
Lüzumsuz ağıtlardan.
Arkasını dönüp gitmiş,
Meleğine bakmadan.

31 Temmuz 2009

Karmaşa

Efendim? He tabi olur canım. Bu şiir bakıpta göremeyen, işitipte duyamayanlara.

Şarkılar söylerken sahilde,
Beklermisin benide.
Sarhoş olsak aşk içinde,
İçermisin benide.

Beni duyabiliyormusun?
Silüetimi görebiliyormusun,
Derinde bıraktığım gölgemi?
Bunu hissedebiliyormusun?

Nefesini keseyim mi derinden?
Boğazından hemen aşağıdayken,
Keseyim mi acını kökünden?
Çok kolay merak etme.

Şeytani bir şekilde yaklaşıp,
Bir melek gibi ruhuna sızıp,
Dudaklarında patlatayım mı aşkı?
Aşka inanmıyormusun yoksa?

Issız sokaklarda,
Bir sen varsın yanımda.
Birbirimizden ayrılsakta,
İçeceğiz sonunda.

Bir dans edemedik.
Ne zor işmiş dillerin dansı.
Benimki dönmüyor aşka,
Varmısın yeni bir başlangıca?

Beni hissetmek istersen,
Kalbinin sesini dinle,
Çünkü ben aslında
Ağzından çıkan nefesim.

Hissetmenin yolu kahveyi,
Daha sert içmek şiiri.
En ağır içki bile,
Sarhoş edemez bu garibi.

Cediddidir yazan,
Bir uykudur yaşanan.
Hadi gel içelim kahveyi
Kaçmak yok artık.

BAĞIRMAK

BAĞIRMAK İSTİYORUM!
BAĞIRIP SESİMİ DUYRMAK!
Benimle olmanı istiyorum,
Ahlak şu an lügatımda değil.

Dudaklarından öpmek istiyorum,
Doyumsuzca ve delice öpmek,
Ve engellenmemek istiyorum.
Ölüm şu an lügatımda değil.

Mutlu değil huzurlu olmak,
Seninle birlikte olmak,
Seni kendime katmak istiyorum.
Bencillik şu an lügatımda değil.

NEDEN DİYE BAĞIRMAK
BAĞIRMAK HEMDE İÇLİCE
EN SAF ŞEKLİYLE BAĞIRMAK İSTİYORUM
Umursamak şu an lügatımda değil.

Bir dünya kurmak istiyorum,
Senin olmadığın bir dünya.
Çünkü seni sensizken görüyorum.
Körlük şu an lügatımda değil.

Seni hep arzuladığımı,
İlk görüşta aşk değil,
Şehveti tattığımı söylemek istiyorum.
Cinsellik şu an lügatımda değil.

Seni değiştirmemek istiyorum.
Ama düzemenide istiyorum,
İçeriden dışarıya doğru bir etkiyle.
Aşk artık umrumda değil.

Seni seviyorum demek,
Ama bunu gerçekten söylemek istiyorum.
Ama sen yoksun, hatta
Kimse artık burada değil.

Bulmanı istiyorum beni.
Eksik parçam olan kalbimi
Çünkü onsuz sadece zayıf biriyim.
Nefret şu an lügatımda değil

Dudaklarından bir öpücük.
İçinde uyanan gizemli açlık
Ve seni doyuran olmak istiyorum.
Çünkü sayende aklım başımda değil.

23 Temmuz 2009

Gerek

Mecnun değil kays olmak gerek
Mecnundan öte aşık olmak gerek
Çaldığın saza bir atışma gerek
Pıt pıt öten kalbe bir aşık gerek

Gerek aşık olmak demek
Gerek maşuk olmak demek
Aşkın anlamı nefes demek
Pıt pıt öten kalbe bir aşık gerek

Bir dilek için ötmek demek
Gereken yere gitmek demek
Kalbine bir yol çizip
İçinden geçmek gerek

Cediddiye bir yar gerek
Yardan öte bir parça gerek
Eksik öten bu bülbüle
Garip bir aşık gerek

17 Temmuz 2009

Nefes

Dinlenmez bu kulun sesi,
Ne bir baki, ne bir nefi.
Size tek sözüm var,
Allah korusun bizi.

Garibanım ağlar bana,
Gariban başlar yola,
Size tek bir sözüm var.
Allah baksın yola.

Tek bir nefesim olsa,
Son sözlerim çıksa,
Size tek sözüm kalsa,
Çığırtırım bir nara.

Ne bir mevlevidir,
Ne bir bektaşi,
Allahın aşkıyla,
Yanan cediddi.

Ne bir aşktır,
Ne bir yemin,
Seni bırakacağıma,
Öleceğim kesin.

Bekle beni Azrail!
Bekle ki söz edem,
Ölüm trenine,
Geç kalmayıverem.

Sevmek bir ömürdür,
Ayrılmak bir an,
Aşk bir anıdır,
Arkadaşlık bir kan.

Kansız olacağıma,
Sözsüz öleceğime,
Şimdi sapla yüreğime,
Zehir kaplı kalbini.

Kimse üstüne alınmaya.
Bunu kimseye yazmaya.
Artık bir mecnunum,
Allah beni vurdu yollara.

Ayrılmak yada birliktelik,
Ne zor işmiş garipçilik,
Allah aşkına kül etti,
Bir ufak birliktelik.

Elifim noktalandı,
Az derdim çokçalandı,
Yetiş anam, Yetiş bubam,
Ah mezerim tahtalandı.

Tek bildiğim şeydir şiir,
Yarı yolda birakmayan bilir,
Mobile güven,
Gerisini merak etme sen.

Söz sapıtır yolundan,
Anlam çıkarır koynundan,
Cediddi cediddi laflar eder,
Kolu kopmayasıca yolundan.

Yolu bitmez burada,
Gidilecek çok yer,
Çok taş vardır orada,
Git diyince götüren Allahtan

Şiir çıktı anlamdan,
Anlamak için içmek,
İçmek için anlamak,
Sevmek için sevebilmek,
Sevilmek için sevmek,
Büyümek için sevebilmek,
Deli Cediddi için yâri Allah gerek.

01 Temmuz 2009

Yokmuş

Bir varmış, adı yokmuş
Kimi görse sorup durmuş
Seviyormuyum diyormuş
Ama sevdiği ortada yokmuş.

Bir gitmiş, yok olmuş
Bir kızıl mendil bulmuş
Ak bir işleme dikmiş
Aşk yazıyormuş

Bir varmış, hiç yokmuş
Ne güven, ne aşk kalmış
Sevenden ayrılmış
Cediddi baki kalmış.

09 Haziran 2009

Kör sinek

Bir nefestir bizi yaşatan,
Bir ilahtır bizi yaradan,
Bir gariptir bunu yazan,
Gel sinek, kör sinek.

Ne duymak, ne demek,
Ne görmek, ne çizmek,
Benim derdim seni sevmek,
Gel sinek, kör sinek.

Bir ufak kandır istediğin,
Zaten sen damarımı belledin,
İç kanımı, sömür canımı,
Gel sinek, kör sinek.

Hayran oldum sana,
Takmıyorsun kafana,
1 gün ömrün kalsada,
Gel sinek, kör sinek.

Bir körsinektir o,
Yenici çaylaktır o,
İçine kapanıktır o,
Gel sinek,kör sinek.

07 Haziran 2009

Deli

Delirmek üzereyim. Ya hu neden üst üste gelir bu saçmalıklar. Bir destan mıdır ki hayat? Uzattıkça uzayalım, yaşayalım baba! Bak çizdirdik hafiften kelleyi. Tahtalarda eksildi zaten bir süredir. Ama bak ben yenilendim. Kimse için yaşamıyorum artık. Kimse esir almıyor benim hayatımı. Dikkatli ol! Rehin alabilirim her an nefesini. Sen sus ki hata etme diye. Ben gördüm sen görme diye. Cümlelerim çok manasız. Paragrafta anlam sorusu gibi değilmi? 2, 3, 5, 21. paragraf nereden başlıyor? Unutmak kaderde varsa hatırlanmaz. Hatırlamak kaderde varsa unutumaz. Benim kaderimde unutmayı hatırlamak varmış. Bende unutmayı hatırlamayı unutmadım. Bak neyden bahsettiğimizi unuttum. Çizik atma bana! Tamam birkaç çivi eksik tahlarda ama bazi çiviler fazla. Tahta az olunca dengelendi hayat.

Bir namedir şiir,
İnler Allah diye.
Bir nefestir cediddi,
İnler aşk diye.

Kim çaldı nefesi,
Bektaşinin verdiği.
Kim çaldı kalbimi,
Allahın verdiği.

Yeşilim, kırmızım,
Beni seven garibanım,
Bende bir insanım,
Unutmayı unutmadım.

Bir muhabbettir başlar,
Bin lisan, bir konu.
Bir aşktır yanar,
Bir seven, bir seven.

Severek ayrılma,
Değmez hayata,
Geceyi yaşa ki,
Gündüzü unutma.

Bir şiirin daha sonu,
Cediddi eder bunu,
Dualar kovalar duayı,
Allah versin hayrını.

05 Haziran 2009

Mürekkep

Kalemim kayıyorken sayfalarda,
Düşünüyorum sanma sakın.
Hatanı anladığını san da,
Hatamı anladığımı sanma sakın.

Geri dönmem artık bitti,
Ne mürekkebim kaldı,
Ne meteliğim kaldı,
Meteliksiz ve yeteneksizim.

Gereksiz görüyorum nefesi,
Bektaşi değilim yani,
Koşma terletiyorsun beni,
Artık aşık değilim yani.

Bir zamanlar suda yüzen,
Şekillere giren boyalar,
Teknemden taşmış kaçıyor,
Geride ekşi bir tat ile.

Bir aşk biter biri başlar,
Tüm yalanlar bundan çıkar,
Elimi sallasam %50'si,
Ne var, ne yok elimde.

Yaz ateşini söndürecek mürekkep,
O mürekkep ki kan kırmızı,
Erik yeşili bir rengi var.
Zıtlar ama tamamlayıcılar.

Ne hece, ne kafiye kaldı,
Senden bana mutluluk kaldı,
Alacağın şeyleri aldın,
Aşktan geriye pişmanlık kaldı.

Bir kardeşim var,
Adı pek soğuk aslında.
Meğer görmüş geçirmiş,
Gereken tüm noktalara.

Düz yazı şiir farketmez,
Okumak isteyen anlar zaten.
Sarışın kumral farketmez,
Sevecek adam sever zaten.

Ben kimseye dikensiz gül,
Şeytansız cehennem vaad etmedim.
Dilerim mutlu olursun adende,
Ademin düştüğü bahçede.

Mürekkebim bitti benim,
Bu yazılar son sözlerim.
Ne bir Namık Kemal,
Ne de bir Fuzuliyim.

Ben gariban bir yeniyim,
Şarkı frenkleştiren,
Frenki şarklaştıran,
Ben bir garip cediddiyim.

Duam sana olsun yüce,
Şükrüm sana, imanım sana.
Koru beni, kolla ki kurtulayım,
Şu dünya adlı mezardan.

13 Mayıs 2009

Deli saçması

Bir deliye bak ne kadar yücelmiş,
Aşkı sanki bin ömre bedelmiş,
Adı kays olan mecnunun tekiymiş,
O leylasını leyla yokken buluvermiş.


Leylası ruhen kalbinde imiş,
Cismi onun için fuzuliymiş.
Fuzulinin dediği gibi yaşamış,
Ve içindeki ateşi yakmış.

Gözlerindeki hicabı leylası kaldırmış
O gözlerle yaradana varmış,
Artık dünya gereksiz kalmış,
Ne o nede leyla için yaşamış.

Ölümü deli bir düğün sanmış.
Aşkı için ölene hayranmış,
Ama her dileği kabul olmuş,
Hem leylasına hem Allahına varmış.

Bana aşkın gücünü tattırdı,
Sanki biraz tatlı, biraz acıydı,
Allah herkese versin ettiğim duaydı,
Allah kullarına nasip eylesin aşkını.

Koyu tatlar

Koyu bir kahve içer miyiz?
Kız kulesine bakarken sahilden,
Ellermiz birdirinden pek ırakken,
Gönüllerimiz tek şarkı çığırırken.

Bir Topkapı Sarayını gezer miyiz?
Tüm o şaşalı mimarinin içinde,
Gözlerimiz görmese başka şeyi keşke,
Tek sen ben olsak gönlün içinde.

Bir ara adalara geçer miyiz?
Bostancıdan feribota binip,
Külahlarda dondurma yeyip,
Faytonda karşılıklı oturup.

Tek vücut yaşayabilir miyiz?
Tek aşkımızın yanında, birlikte
Yardımcı olalım elimizden geldiğince,
Güven yenemez aşkımızı hiçbir kimse.

Karanlık dünyamızı açabilir miyiz?
Tüm korkularımıza rağmen,
En büyük günahlarımıza kasten,
Kurtulmak dileğiyle ebediyen.

Sözler, sözler, sözler...

Sana bir şey söylemek istiyorum
Ama bir türlü olmuyor

Sonra söylerim aslında...
Beklemek zor değil mi?
Aslında çok basit söyleyeceklerim,
Seni seviyorum.

12 Mayıs 2009

Merhaba

Merhaba Dünya!
Merhaba kızlar,
Merhaba erkekler,
Merhaba sizlere ademoğlu!

Ben kimim bilir misiniz?
Bir garip yeniciyim,
Adımdan belli olduğu gibi
Hem yeni yemde yeniciyim.

Cediddi derken aklıma gelen
Sahra-yı Cedid.
Tüm hayatımın döndüğü
Bir yeni çöldü, çöl.


Merhabalar size,
Beni hatırlayan dostlar,
Beni çekemeyenler ve
Beni benden çok sevebilenler.

Yeni ve yenilikçiyim,
Eskilerin bekçisiyim,
Sizden tek isteğim,
Fuzuli hayatın baki olmadığı.

Sanatım ve dilim kötü
Biliyorum belki hiç başlamamalıyım
Zaten benim tek amacım
Bir arkadaşa bakıp gitmek.

Adı bana yol gösteren kurt,
Adı bir garip boya sanatı,
Adı bir yeni meyve, ekşi...
Ağzımı yakacak kadar hemde.

Lafım kimseye değildir,
Üstüne alınan yaralıdır.
Ama şunu bilsin ki alınan
Benden yaralı bir karani birde baki...